Üniversite Tercihi Neye Göre Yapılır?

0
350
Üniversite tercihi neye göre yapılır?

YKS geride kaldığında; puanlar ve sıralamalar belli olduğunda, artık hedefler değil sonuçlar, hayaller değil seçenekler vardır önünüzde.

“Savaştan sonra oturulan masa” gibidir bu süreç: üniversite tercihleri.

Savaşta hak ettiğimizden fazlasını masada kazanmanın ihtimali bizi büyüleyebilir. Özetle söyleyelim, öyle bir şey yok. Size çok acayip taktikler ile tercih yaparak köşeyi dönme tüyoları vaat etmiyorum. Kısa yoldan paçayı yırtma arzusunun tercih sürecindeki zehirli etkisini başka bir yazıya bırakıyorum. Bu yazıda sadece nasıl olması gerektiğini anlatıyorum.

Üniversite tercihleri aslında tek bir kritere göre yapılır: sizin gerçekleriniz.

İlk gerçeğiniz sıralamanızdır. Tercihinizin dikkate alınması için sıranızı bekleyeceksiniz. Sizden daha iyi puan alan herkes istediği bölümlere yerleşecek ve sıra size geldiğinde siz boş kalan yerlere yerleşebileceksiniz.

Bu kısmı zaten biliyorsunuz. Hem de sayısal olarak tam anlamıyla biliyorsunuz. Oysa nasıl tercih yapılır sorusuna ilişkin verilen en yoğun cevaplar bu mantığı anlatır. Başarı sıralaması ekonomik durum gibi, hangi şehirlere gidebilip hangisine gidemeyeceğiniz gibi maddi unsurlardan birisi. Tüm maddi unsurlar bir araya geldiğinde sizin için mümkün olmayanlar belirlenmiş olur ve geriye kalan olasılıklar bir liste olarak önünüze serilir.

Sizin kendi gerçekleriniz, olasılıklar havuzunda ne yapacağınızı belirler. Kendinize dair sorduğunuz sorular ve onlara verdiğiniz cevaplarda gizli bu gerçekler. Basitçe söylemek gerekirse: sizin ne istediğiniz!

İçinizdeki heyecanı ortaya çıkaran, dünyadaki tüm gelişmeleri birer detay haline getiren, önünüze çıkan engelleri küçülten, kendinizi orada hayal ettiğinizde iyi hissettiğiniz bir şey, bir yer. Bunun cevabını gerçekten biliyorsanız, ulaşabileceğinize emin olun. Bilmiyorsanız da farkına vararak yola çıkmak mantıklı olabilir. Kendimize ilişkin bu önemli gerçeği öğrenmek için ise tek yapmanız gereken şey kendinize sorular sormak, dürüstçe yanıt vermek.

Bu noktada sorulabilecek sorulardan ilki “ben ne istiyorum” olabilir. Bu çok büyük bir soru. Soru çeşitlendirilebilir:

Ben ne olmak istiyorum?

Ben ne yapmak istiyorum?

Ben ne görmek istiyorum?

Şimdi en başa dönelim. YKS geride kaldığında; puanlar ve sıralamalar belli olduğunda, artık hedefler değil sonuçlar, hayaller değil seçenekler vardır önünüzde.

Ne istediğinizi biliyorsanız, bu seçenekler havuzunda kaybolmadan doğru yöne ilerleyebilirsiniz. Elinizde alışveriş listesi ile markete gitmiş gibi olursunuz yani. Ortaya çıkan güncel gelişmelere uygun yanıtlar geliştirebilirsiniz. Tercih sürecinde araştırma yaparken, bir bölüm hakkında, bir üniversite hakkında beklentileriniz belliyse hangi soruları soracağınız da belli olur. Bu şekilde üniversiteler hakkında araştırma yapmak da kolaylaşır.

Ortaya çıkan resim şunu söylüyor: Üniversite tercih sürecini YKS sonrasından değil de, YKS hazırlık sürecine başladığımız andan başlatmamız gerekiyor. O zaman hazırlık süreci çile değil de hedefe doğru yol almak haline gelebilir, motive olmak kolaylaşabilir. Daha da önemlisi, “ben ne istiyorum” sorusuna verilen yanıt yolculuk sırasında değişebilir, gelişebilir. Böylece tercih yaparken girilebilecek en yüksek puanlı bölüme girmek üzere bölümleri alt alta sıralamak şeklinde tercih yapmak zorunda kalmazsınız. Bunun yerine imkanlar dahilinde, istekleriniz ile en iyi örtüşen seçeneği bulmak için düşüneceğiniz ve karar vereceğiniz, emeklerinizin karşılığını değerlendirdiğiniz bir tercih süreci yaşayabilirsiniz.

Dilerim hepiniz sürece başlarken isteklerinize uygun olduğunu düşündüğünüz üniversiteye ve bölüme yerleşirsiniz; yerleştiğinizde de istekleriniz ile örtüşen bir manzara ile karşılaşırsınız.

Yanlış tercih yapmamak için bu yazımızı mutlaka okuyunuz.

Bu sayfayı oylayın!

Önceki İçerikGünde 300 Soru Çözüyorum, Yeterli mi?
Sonraki İçerikEminim Şaka Yapıyorsunuz Bay Feynman
Furkan Devran
Malatya Fen Lisesi’nde öğrenci iken içindeki sosyal bilim aşkını keşfetti. ODTÜ Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi’nden mezun olduktan sonra yine ODTÜ’de Medya ve Kültürel Çalışmalar Bölümü'nde yüksek lisansını tamamladı. Araştırma görevlisi olarak çalıştığı sırada ODTÜ Tanıtım Ofisi Koordinatörü olarak görev aldı. O günden beri üniversiteye hazırlanan gençlerle kurduğu bağı koparmadı. Şu anda baba olmasının yanı sıra bir sivil toplum kuruluşunda tam zamanlı olarak çalışmakta. Çalışanbaba instagram blogunda eşitlikçi ebeveynlik rollerini özendirmek için paylaşımlar yapmakta ve hayatın anlamını hatırlatacak baba şakaları yapmaktadır. Misyonu, üniversiteye hazırlanılan yılların kayıp değil kazanç olmasıdır.

CEVAP VER

Yorumunuzu yazınız!
Lütfen adınızı yazınız