Bir İlk 100 Öğrencisinden YKS Hazırlık Rehberi – 4: 12. Sınıfta Bir Günüm

4
2822
İlk 100 Öğrencisinden YKS Hazırlık Rehberi

Sınav senesi içindeyken hayallerimiz hep bize uzak gözüküyor. Hacettepe’de tıp okuyan, Galatasaray’da hukuk okuyan, ODTÜ’de bilgisayar mühendisliği okuyan insanlara özenip onların bizim gibi sınav öğrencisiyken ne yaptığını merak ediyoruz. Bunu en iyi kendimden biliyorum çünkü bazen çok sıkıldığımda kendimi başka derece yapmış arkadaşlarımla konuşarak motive ederdim. Zaman zaman onların da zorlandığını, mola verdiğini, çalışmaktan bıktığını bilmek kendimi suçlu hissetmemi önlerdi.

12. Sınıfta Bir Günüm
Sonunda ODTÜ’deydim ve tüm emeklerime değmişti!

Bugün ben de sizlere kendi sınav sürecimi hafta içi ve hafta sonu olmak üzere ayrı ayrı anlatmak istiyorum. İnanın benim de çok yorulduğum, bıktığım, yetersiz hissettiğim, başaramayacağımı düşündüğüm çok zaman oldu. ODTÜ İşletme’yi bana getiren sonucu gördüğümde tüm bu düşünceler kuş olup uçtu ve geriye tek bir sözcük kaldı: “Değdi!”

Sabahları 07.30 gibi uyanıp okula gidiyordum. 12. sınıfta da pek çok okulun aksine matematik sınavlarımız hala yeterince zordu. Matematik sınavlarımızın olduğu günler 1-2 saat erken kalkıp genel bir tekrar yapıyordum ki sınav anında ufak tefek şeyleri kaçırıp puan kaybetmeyeyim. Bunun dışında erken kalkmayı sevmediğim için önceden kalkıp ders çalışma alışkanlığım yoktu. Ancak benim aksime sabahları 1 saat erken kalkıp Türkçe / Matematik denemesi çözen ve çok iyi yerlere yerleşen arkadaşlarım vardı.

Okulda sabah saatleri. Keşke ben de rahat rahat süt içebiliyor olsaydım. Matematik sınavı sebebiyle erken kalktığım için gözlerimi açamıyorum.
Okulda sabah saatleri. Keşke ben de rahat rahat süt içebiliyor olsaydım. Matematik sınavı sebebiyle erken kalktığım için gözlerimi açamıyorum.

08.30’da derslerimiz başlıyordu. Sınav senesinde coğrafya, edebiyat, matematik, tarih, Türkçe gibi dersleri okulda görmeye devam ettim. Bunun dışında Almanca, İngilizce, trafik uygulamaları gibi derslerde sınıfımızın hemen yanında bulunan etüt odasında ders çalışıyordum. Öğle aralarını ise nöbetçi olan hocama soru sormak için kullanıyordum.

Bu sebeple sınav senesinde nöbetçi hoca listesini ezberlemiştim. Bu rutin dışında haftanın iki günü okulda deneme oluyorduk ve bunu da yine okulumuzdan bir öğretmenimiz ayarlamıştı. Bir gün TYT, bir gün AYT şeklindeydi.  Sabahları deneme olduktan sonra öğleden sonraları serbesttik. Tam olarak bu yüzden okulda kalıp derse girmese de okulda olması gereken hocalarıma denemedeki sorularımı çözdürüyor ve hemen analizini yapıyordum. Ardından okulun bitiş saatine kadar etüt odasında ders çalışıyordum.

Görüldüğü gibi dinlenirken de kitaplarla bağımı koparmıyorum!!?!
Görüldüğü gibi dinlenirken de kitaplarla bağımı koparmıyorum!!?!

15.30’da okulum bitince cuma hariç her gün eve gidiyordum. Yolda gidişte de dönüşte de kitap ya da dergi okuyordum. Eve dönünce bazı günler çok yorgun olduğum için bir iki saat uyuyordum. Bazı günler ise yarım saat YouTube’dan video izliyordum. Buna karşılık eğer motive olmuşsam direkt masaya da geçebiliyordum. Akşam yemeğine kadar bir şekilde oyalanıyordum ki çoğunlukla uyumayı tercih ediyordum.  Ders çalışacaksam bile yaptığım genellikle matematikten çalıştığım konulardan test çözmek gibi beni çok sıkmayacak bir şeyler oluyordu.

19.30 gibi akşam yemeği yedikten sonra bir Türkçe ya da Matematik TYT denemesi çözüyordum. Ardından o gün ne çalıştıysak önce onları tekrar ediyordum. Bunu bazen yazarak, çoğu zaman başka kaynaklardan okuyarak, ara ara da önemli yerleri küçük not kağıtlarına yazıp masamın karşısındaki duvara asarak yapıyordum. Ardından bu konudan testlerimi çözüyordum. Sonra çoğunlukla yemekten önce ya da bir gün önceden yaptığım programıma bağlı olarak problem ya da geometri soruları çözüyordum. Tüm bu soruların ve denemelerin analizini bazen yetiştiremiyordum. O zaman da eğer bir gün sonra ilk dersim analiz yapmak için uygunsa ve 2. derste sorularımı hocama sorabileceksem bu analizleri sonraki günün ilk dersine bırakıyordum.

Uyku saatim çok değişkendi. Eğer gerçekten motive olmuşsam ve çalışabiliyorsam gece 3’te uyuduğum da oluyordu, iyi hissetmiyorsam 23.30 gibi de uyuyabiliyordum. Ama yaptığım değişmez şey en azından 15-20 dakika kitap okumaktı. Bunu sınav gecesinde bile bırakmadım.

Cuma günleri ise arkadaşımın etüdü ücretsiz denemelere girebileceğimi söylemişti. Cuma okuldan çıkınca doğruca oraya gidiyordum ve akşam 18.00’deki denemeye kadar oradaki kütüphanede ders çalışıyordum. Bir hafta TYT bir hafta AYT denemesi çözüyorduk. Ardından 21.00 gibi evde olunca arabada gelirken kontrol ettiğim denememin analizini yapıyor, hafta sonu programı oluşturuyor ve o günün kısa bir tekrarını yapıyordum. Cuma günleri biraz daha ailemle vakit geçirdiğim bir gün oluyordu genelde çünkü cumartesi sabahtan akşama kadar kütüphanede oluyordum.

Etüde gitmediğim için annemle önceden konuşup evin o hafta sonu misafir durumunu ayarlıyorduk. Bu yüzden bazı cumartesileri erkenden kahvaltı edip en geç 09.00 gibi evden çıkıyordum. Kendi şehrimde, Adana’da bulunan Nöbetçi Kütüphane adlı yarı kütüphane yarı kafe bir yere gidiyor (1 kahve, 1 su ve tüm gününü orada geçirmek 10 TL idi ki bir kahve zaten çoğu yerde o kadardı.) akşam 5-6 hatta bazen 7’ye kadar ders çalışıyordum. Cumartesileri genelde TYT konu ağırlıklı gidiyordum çünkü zaten hafta içi gönlerde okulda AYT konularını görüyorduk ve akşamları da bunları tekrar ediyordum. Bu yüzden cumartesi günü daha çok konu eksiklerimi kapattığım bir gündü. Burada öğlen yemeğim ortalama 20-30 dakika sürüyordu. Yakınlardaki mekânları deniyordum, böylece biraz olsun dersten uzaklaşıp kafamı dağıtıyordum. Arkadaşım ile birlikte gitmişsek bazen 45 dakikaya da çıkabiliyordu bu aralar. Bu öğlen yemeği arası dışında dersten sıkıldıkça koltuklara oturup yanımda getirdiğim kitabımı okuyordum.

Sınav senesinde hafta sonu gün boyu kütüphanede oluyordum.
Sınav senesinde hafta sonu gün boyu kütüphanede oluyordum.

Bu kütüphaneye gidip gelirken ortalama yarım saat yürümem gerekiyordu. Bu yüzden “kulaklık takıp yürüme” stres atma yöntemini de kullanmış oluyordum. Eğer gerçekten verimli çalışmışsam kütüphanede eve gelince yalnızca YouTube’dan ya da Barış Ayhan Yayınları Behzat Hoca’dan ders videoları izliyordum. Kalan zamanımı yine aileme ayırıyordum. Bazı günler de kütüphaneden beni onlar alıyordu ve yemeğe gidiyorduk. Sonuçta yine aileme vakit ayırmış oluyordum.

Pazar günleri ise daha çok evde geçirdiğim bir gündü. Tüm hafta 7 gibi uyandıktan sonra pazarları 10 gibi uyanıyor, ailemle uzun uzun kahvaltı edip kahvemi alıp masama geçiyordum. Genel olarak haftayı değerlendiriyor, masamın karşısındaki notları okuyor, pazartesi günü için derslerime hazırlanıyordum. Buna karşılık bazı pazarlar ailemi de benimle birlikte sınav günü simülasyonuna davet edip saat tam 10’da kendime deneme yapıyordum. Çoğu pazar günü öğleden sonrasıysa arkadaşlarımla filme gidiyordum (Sınava 17 gün kala Ahlat Ağacı filmine gitmiştik.) ya da annem/abim ikilisinden birisiyle Adana Devlet Tiyatrosu’na gidiyordum. Bu yüzden sınav senesi boyunca tüm oyunları izlemişimdir.

Bu rutin zamanların dışında ne mi yapıyordum?

-Şarkılar açıp odamın içinde kendi kendime dans ediyordum.

-Öğretmenlerime “Hocam yapamayacağım, az çalışıyorum!” şeklinde ağlıyordum.

-Gecenin bir vakti ODTÜ videoları izleyip ani motivasyon dolup bu gece sabahlıyoruz deyip bir kupa kahve içtikten 1 saat sonra uyuyordum.

-Kendimi bazen Instagram’da boş boş sayfa yenilerken bulup kendime sosyal medya kısıtlamaları getiriyordum. Sonra çoğuna uyamıyordum.

-Okuyamayacağım ve çözemeyeceğim kadar çok kitap satın alıyordum.

-Kendimi diğer insanlarla kıyaslayıp üzülüyordum. (Lütfen bunu hiçbir zaman yapmayın kendinize.)

Emin olun yalnız değilsiniz ve bugünler yaşanıp bittiğinde gerçekten iyi bir rutininiz varsa her şey çok güzel olacak. İyi çalışmalar!

Not: Bir İlk 100 Öğrencisinden YKS Hazırlık Rehberi serisindeki diğer yazılar için buraya tıklayınız.

Bu sayfayı oylayın!

4 YORUM

  1. derece yapan insanlar da kendilerini başkaları ile kıyaslıyormuş. bunu bilmek beni rahatlattı 😀
    özellikle “Bu rutin zamanların dışında ne mi yapıyordum?” bölümünü çok sevdim, harika bir yazı olmuş 🙂

    • Sevgili Zahit,
      Bu güzel yorumun için teşekkür ederim.
      Başkaları ile kendini kıyaslamak gerçekten bu hayatta kendimize yapabileceğimiz en kötü şey. Dahası unutmamalıyız ki hayat tek bir parametreden oluşmuyor. Bunun bir sonu da yok anlayacağın.
      Hayatında başarılar, mutluluk ve sağlıkla kal.
      Sevgiler,
      Elif

CEVAP VER

Yorumunuzu yazınız!
Lütfen adınızı yazınız